İSTANBUL TEKNİK ÜRİVERSİTESİ
ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI BÖLÜMÜ
YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
1999-2000 YAZ YARIYILI
EVOLUTION OF INDUSTRIAL PRODUCT DESIGN IN TURKEY
Doç.Dr. H. Alpay ER
Kısaca İlhan Koman...
Ünlü heykeltraşlarımızdan İlhan Koman 1921 yılında Edirne’de doğmuştur.Çocukluk yıllarında gemi inşaat mühendisi olmak istemesine rağmen zayıf bir bünyesi olması ve resme karşı olan yeteneği nedeniyle 1941’de İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi (GSA, MSÜ) resim bölümüne kaydolmuştur.Aldığı modelaj derslerinde gösterdiği başarıdan ötürü hocaları Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun teşvikiyle heykel bölümüne geçmiş ve bu bölümünde Rudolph Belling’in öğrencisi olmuştur.1947 yılında akademiyi birincilikle bitirilenlere verilen yurtdışı bursuyla Paris’e gitmiştir.1950’e kadar Paris’te kalan sanatçı bu süre içinde çağdaş akımlara ilgi duymuştur.Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mübin Orhon’la birlikte kurdukları Soyut Sanat Atöltesi’nde çalışmıştır.1951’de Türkiye’e döndükten sonra GSA’nın heykel bölümünde asistan olmuş ve 1958 yılına kadar da öğretim üyeliğini sürdürmüş 1957’de de GSA’nın metal atölyesi öğretmenliğine getirilmiştir.Bu dönem içerisinde 1952-1954 yılları arasında Anıtkabir için açılan yarışmayı kazanarak Anıtkabir büyük merdivenlerinin doğu kanadındaki kabartmaları gerçekleştirmiştir Daha sonra 1955 yılında Stockholm yakınındaki Nacka’da küçük meydanlara konulacak heykeller için açılan yarışmada ödül almış ve projesi uygulanmıştır.1957’de Bürüksel’deki uluslararası fuarda Türkiye paviyonu önündeki 30m. yüksekliğindeki yontuyu yapmıştır.1959’da görevinden ayrılarak İsveç’e yerleşip burada ailesiyle bir teknede yaşamıştır.1959’da Stockholm İl Meclisi önündeki alüminyum rölyefi, 1962’de Uddevala’daki bir bankanın önündeki,1964’de Vasa Cimnazyumu önündeki ve 1968’de de Türkiye’de Divan Otel önündeki yontuyu gerçekleştirmiştir.1967’de Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksekokulu öğretim üyeliğine getirilmiş aynı yıl Sundsvall’daki meydanın düzenlenmesi için açılan yarışmada birinci gelmiş ve projesi 1969-71 arasında uygulanmıştır.1970’te Örebro belediye binası önüne yerleştrilecek heykel için açılan yarışmada birincilik ödüllerinden birini mimar Çetin Kanra ile birlikte almıştır.Leonardo’a Selam adındaki bu anıt heykel sonradan İsveç hükümetince satın alınarak Stockholm Mimarlık Yüksekokulu’nun önüne yerleştirilmiştir.1980’lerde bütünüyle geometrik soyut anlatımların yanı sıra geometrik ve figüratif birleşiminden oluşan ‘Sonsuz’ adını verdiği bir dizi heykel gerçekleştirmiş bu çaalışmalarında sarmal bir düzenlemeyle hareket sağlamıştır.1981 yılında Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar ödülünü Halk Sigorta Genel Merkezi önündeki ‘Akdeniz’ heykeliyle almıştır.Heykeltraş olduğu kadar bilime de merakı olan sanatçı bükülgen poliedr teoremini birçoklarından önce bulup İsveç Bulgular Kurumuna kaydettirmesine rağmen bu teoremin şuan başkaları tarafından bulunduğu söylenmektedir.Teoremlerine olduğu kadar kendisine de pek fazla sahip çıkamadığımız sanatçımız 1986 yılında Stockholm’de vefat etmiştir.
Yıl 1950’ler devir Menderes devri diye başlıyor konuşmasına İlhan Koman, Güneş Karabuda ile yaptığı ve 1981’de Milliyet Sanat Dergisinde yayınlanan söyleşisinde.Bu cümle o dönemdeki sıkıntılarını anlatmaya yeterli gibi geliyor belki de...O dönemde İlhan Koman Fransa’dan dönmüş ve akademide asistan olarak görevine başlamıştır.1953 yılında da akademi bünyesinde bir metal atölyesi kurulur ve İlhan Koman, Sadi Öziş, Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu burada göreve başlarlar daha sonra onlara Şadi Çalık da katılır.Atölyeye yeni malzemeler alındıkça hepsinin hevesi daha da artar.Metalden mobilyalar yapmaya çalışırlar.Kumun üzerine oturup bunun alçı kalıbını alırlar daha sonra da negatif kalıbını alarak mobilyaları için kalıplarını hazırlamış olurlar.Bu yüzden de yaptıkları metal mobilyalar insan vücuduyla uyumlu ve son derece ergonomiktir.O dönemde herşey çok kısıtlıdır yurtdışına bile çıkamazlar aldıkları maaş azdır ve mobilya işinden ya da kendi tabirleriyle ‘koltukçuluktan’ da para kazanmaya başlamışlarlar.Bu onlar için ek bir gelirdir çünkü o dönemde pek fazla heykel alan da yoktur.Bu işten para kazanmaya başladıklarında atölye kurmak için sermayeye ihtiyaçları olur ve fabrikatör Mazhar Süleymangil onlara gerekli sermayeyi sağlar böylece İlhan Koman, Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mazhar Süleymangil dört kişi olduklarından dolayı adını ‘Karemetal’ koydukları mobilya atölyesini kurarlar.
Biraz önce de bahsettiğim gibi o dönemdeki imkansızlıklar nedeniyle malzeme bulmakta da güçlük çekmektedir bu dört arkadaş.Bunun üzerine metal malzemeyi su borularını haddeden geçirip incelterek elde etmeye karar verirler.Hatta boruları temin ettikleri Sadi beyin arkadaşı Asım Kocabıyık kendi borularını kare ve diğer şekillerde görünce şaşırıp bu işe yönelmeye başlar bu şekilde piyasaya şimdiki kare profiller çıkar bir bakıma bu konunun da öncüleri Karemetalin kurucuları olur.
Grup Espas
İstanbul’da sanatçılarımız Karemetal adıyla mobilya üretirken Fransa’da da 1952’de Andre Bloc Grup Espası kurmaya çalışmaktadır.Grup Espas’ın fikirleri Bauhaus’u temel almaktadır.Plastik sanatların sentezi olan bu görüş 19. yüzyılda başlayan makine üretimiyle yaygınlaşan zevksizlikle savaşmaktadır.Plastik sanatların sentezi Fransız Grup Espas’ta resim veya heykelin mimari veya tabii çerçeveler içerisine yerleştirilmesi idi.1955 yılında da İlhan Koman da arkadaşları Sadi Öziş, ressam Ali Hadi Bara ve mimar Tarık Carım ile birlikte Türk Grup Espas’ı kurmuştur.Espas; hem çevresinde, hem içine girilebilen muhakkak surette katı formu saran boşluktur.Biçimi rengi ve tonu soyut mekanda göstermek gerekmektedir..Türk Grup Espas’ın karşı olduğu nokta ise buydu.Grubun Fransa’a yolladığı bildiride şu sözler yeralmaktaydı; ‘Hakiki sentez, bizim için mimari eserdedir ve doğuşunun ilk devrelerinde başlar.Daha doğrusu, kendi çerçeveleri içinde tasarlanmış mimari, resim ve heykeltraşi eserlerin birbiriyle ahenkleştirilmesi değil de, daha ziyade ressam, heykeltraş ve mimarın görüş ve düşüncelerinin bir tek eser üzerinde birleşmesidir.’Türk Grup Espas’ı Syntheses des Arts Plastique adıyle düşüncelerini açıklamış ve bunlar Architecture d’Aujor’dhui ile Aujor’dhui dergilerinde bildiri olarak yayınlanmış ve Fransız Grup Espas’ı tarafından da kabul edilmiştir.Architecture d’aujor’dhui de lanse edildikten sonra Knoll International’den yaptıkları mobilyaları orada üretmek için teklif gelir görüşmeye Hadi Bara ve Sadi Öziş gider.Tabi yurtdışına çıkmak o dönemde gerçekten de çok zordur ve sadece 500 lira ile çıklımasına izin verilmektedir.Mobilyalarının üretilmesi için ilk şart önce hepsinin teknik resimlerinin çizilmesi ve İsviçre’den patentlerinin alınmasıdır ama maddi yetersizlikten dolayı bu iş onlar için grçekten de büyük bir külfettir.Bu yüzden de mobilya yapımına İstanbul’da proje geldikçe devam ederler.Bir süre sonra İlhan Koman Brüksel’deki sergi için yurtdışına gider ve daha sonra da Stockholm’e yerleşip bir daha da Türkiye ye dönmez. Herkes teker teker yollarını ayırınca geriye bu işle uğraşacak bir tek Sadi Öziş kalır.O da 1966’da arkadaşı Gevher Bozkurt ile ‘T Galerisi’ni kurarak bu mobilyaları bir süre daha üretmeye devam eder.
Kaybolmuş Bir Tarih
İlhan Koman, Sadi Öziş, Şadi Çalık ve Mazhar Süleymangil’in 1950’lerde belki de ek gelir kazanmak için giriştikleri mobilya işi ve elde ettikleri başarı gerek maddi yetersizlikler gerekse de ülkenin içinde bulunduğu durum yüzünden sadece Türkiye sınırları içerisinde kalmıştır.Bu gerçekten de Türkiye’de tasarım tarihi adına büyük bir adımdır.Şimdi geriye dönüp baktığımızda aslında Türkiye’de modern mobilya tarihinin 1950’lere dayandığını farkediyoruz.Tarihimizi biraz daha araştırdığımızda kimbilir daha kimlerle ve nelerle karşılaşacağız...
Sadi Öziş ile Söyleşi
Sadi Öziş: Knoll International vardı.Bugün bile devam eden bundan 50 yıl evvel en azından bir mobilya sanayiini dünyadaki, avucunun içinde tutan ve üreten bir müessese.Bu 1958’lerde falan biz Architecture d’Aujor’dhui’de lanse edildikten sonra, çıktıktan sonra bizim mobilyaların prototiplerinin resimleri sonra bize bir teklif geldi Fransa’dan.Fransa’a Hadi Bara ile beraber ben gittim.Hem bu Grup Espas meselesini görüşmek için oradaki, Fransa’daki Knoll’un reprezantanı bize Madam Knoll, Washington’muydu yoksa New York’tamıydı çok ilgilenmiş görmüş bu mobilyaların fotoğraflarını bizi davet etmiş yani bu mobilyaları kendisi üretmek için ve biz İstanbul’a tekrar döndüğümüzde, o tarihlerde Avrupa’a gitmek çok zordu hatta biz 500 Lira Türk parasıyla kalktık gittik.Yani çıkış yasaktı bugünkü gibi değil.Sonra dedilerki Fransa’da görüşmemizde bunların hepsinin İsviçre’de patentinin alınması lazım.Yani teker teker bunları her yönden çizeceğiz projelerini, beraber İsviçre’e götüreceğiz oradan patentleri alınacak ondan sonra bunları Amerika’a getireceğiz.Bu iş de bizim için maddi yönden imkansız olduğu için bu iş orada durdu kaldı.Yani hikayenin mobilya kısmının sonucu böyle bitti.Mobilyacılık burada işte bazı bizi seven, isteyen kişilere bazı, ne bileyim ben, mesela Sedat Eldem bey bizden bir, kompleks binalar yapıyordu Şile’de orada istedi orada üretildi bazıları, yahutta bazıları evlerine kendileri geldiler istediler falan tek tek biz bunları yaparak verdik.Verdik ama bunlar hiçbirzaman fabrikasyona girmediği için seri üretim değil 5 tane ondan 3 tane bundan 10 tane şundan biz çok fazla ipin ucunu kaçırdık kimlerde olduğunu biz bilmiyoruz.Hatta öylesine ki bir tane şunu mesela (resimlerden göstererek) bir tanesini Ankara’dan aldılar dedilerki sonra Tepe Mobilya olmuş Tepe bilmem ne diye bizden unuttum çok cuzi bir para verdiler.Bunu sonradan kendileri üretmeye kalkmış ama becerememiş anlaşılan çünkü görmedik hala.Bu bir kalıptan çıkıyor ortaya, o kalıbı da biz çamura, kuma oturuyoruz o oturduğumuz kumun içinde sonra alçı döküyoruz onun negatif kalıbını alıyoruz.Yani vücudumuzun formunu ortaya çıkarıyoruz da sonra iş biz iskemleye geçiyoruz.Yani bir iskemlenin olabilmesi için en az 20 tane falan üretiyorsunz oldu olmadı bütün o malzemenin çeşitlerini cinslerini falan, ancak ondan sonra olabiliyor.İşte bu da bir yere kadar tabi büyük bir masraf elimizden tutan kimse yok bir sevdiğimiz arkadaşımız var Mazhar Süleymangil o bir miktar bize yardım etti.Kurduk o atölye devam etti falan ama bir yere kadar işte ben de tek başıma kaldım ondan sonra da bıraktım.
Dilek Ayyıldız: T Galeri’sini kurmuşsunuz...
S.Ö.: O sırada, gelen arkadaş(içeri Gevher Bozkurt giriyor) orada yeni bir galeri T Galeri’si mimari ve dekorasyon proje üreten bir grup, grup demeyelim de 2 arkadaş, orda sonra bazı fuardaki paviyonların yarışmalarına girip orada yarışma kazanıyorduk fuarda iyi pavyonlar yapıyorduk.Sonra otelleri yaptık mesela Tusan Otelleri’ni yaptık yani oradan bu sefer o projelerin içine Karemetal’deki mobilyaları koyduk böyle bir süre devam ettik özel müşteri falandı tabii buarada yapılıyordu.
D.A.: Söyleşide malzeme zorluğundan dolayı su borularını haddeden geçirip inceltip ondan sonra onu kullanırdık...
S.Ö.: Yoktu ki...Boru sanayiini biliyorsunuz.Çeşitli boru çıkar Türkiye’de dünyada olduğu gibi tabi yalnız bizim bildiğimiz eskiden yuvarlak su borusu vardı.Su borusu peki o da belli bir et kalınlığı olan bir boru türü onla çalışmak biraz daha zorluk istiyor ve gerek yapıya ağırlık yapıyor onun için biz bu sefer boruları alıp incelttik daha sertleştirdik ve de kalıp yaptık haddeden çektirdik onları, kare boru oldu,dikdörtgen boru oldu ondan sonra bu Asım Kocabıyık benim arkadaşım taa İstanbul Lisesi’nden eee ondan da alıyoruz zaten boruları eee o da bakıyorki aaa kendi boruları değişti kare boru oldu bilmem ne onlar da aydı, demekki dünya yüzünde bizim boru kare boru da olabiliyor diye işte bugünkü boru sanayii oldu size envayi çeşit profilinden tutun boru çıkaran bir şey....
D.A.: Öncüsü olmuşsunuz kare profilin
S.Ö.: Evet bir manada fikir belki...
· BARA,Hadi.XXXI.Milletlerarası Venedik Bienali ve İlhan Koman.Arkitekt.1962
· ÖZLÜ,Demir.Anılar ve Söyleşiler:Stockholm’da Kültürel Etkinlikler.Milliyet Sanat Dergisi.Sayı:292.ekim 1978
· KARABUDA,Güneş.İlhan Koman: ‘Sanat, bence, insanın bilinmeyene doğu çıktığı bir serüvendir.’.Milliyet Sanat Dergisi.Sayı:20.Mart1981
· DİNO,Abidin.Kim Bu İlhan Koman. Milliyet Sanat Dergisi. Sayı:20.Mart1981
· KAVUKÇU,Mehmet. ‘Espas’ konulu yüksek lisans tezi.MSÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı Resim Programı.1994
· KÜÇÜKERMAN,Önder.Metal-Heykel Mobilyalar.Art Decor.Sayı:32.Kasım1995
· ÇALIKOĞLU,Levent.Türk Grup Espas ve Görüşleri.Genç Sanat.Sayı:23-24.Temmuz-Ağustos 1996
· UÇUK,Fatma Semiha.İlhan Koman.yaylacılık matbaası.1996
· Eczacıbaşı sanat ansiklopedisi.yem yayın.1997
· ÜSTÜNİPEK,Mehmet .‘Hadi Bara’nın Sanatsal Kişiliği ve Yapıtları’ konulu yüksek lisans tezi.MSÜ